İçli köfte getirdim yer misin Max?
Bilgisayar oyunlarıyla yüz göz olmamaya çalışırım. Beni ele geçiremesinler diye sürekli mesafeliyimdir. Lakin (daha fazla…)
Paslı
Siyah pamuktan bulutlarla kaplı pembe duvarda, ki siz küflü dersiniz ona, kavak ağacının ıslak dallarından kaçan ışık huzmeleri, post modern danslara benzer bir seçki sunuyor. Gölgeden yaprak kalıplarına kontur çekiyor gözlerim. Sırtımda çivi yarıkları, yerlere akan kanım.
Dayan, diyor. Gücüm yok.
Olağanüstü hal bölgesinden bildiriyorum!
Müzmin ve Müflis Hayalperestler Ordusu Haber Ajansı basılırken ben de oradaydım. Pembe postallarımı umut kıvılcımlarıyla cilalarken bir önceki gün gördüğüm rüyayı hayra yormaya çabalıyordum. (daha fazla…)
MMHOHA Baskını
Müzmin ve Müflis Hayalperestler Ordusu Haber Ajansı, ani bir sabah baskınıyla çalkalandı. (daha fazla…)
Kol basmasın artık.
Onlarla ilk karşılaştığımda, apartmanın önünde doksanlı yılların disko figürleri, hiphop ve Silifke’nin yoğurdu benzeri bir halk oyununun karışımı olduğunu sandığım bazı hareketlerle çoşmaktaydılar. O zamanlar anlam verememiştim. Gençler, Karadenizliler, eğlenmeye gelmişler diye pek de önemsemedim. Acaba folklorumuz yeni eğilimler içine mi girmişti? Bir devrim mi başlamıştı? (daha fazla…)
Orada Olmayan Ben
Bu periyot ne zaman bitecek bilmiyorum. Basketbolcuymuşum, sanki oyunuma bug girmiş, steps halinde yakalanmışım. Hep aynı şey oluyor. Tam sayıyı atacakken çalınan düdüğün sesi. Kanguru vaziyetinden homo sapiens sapien’e geçer gibi oluyorum, hoop başa. Dj mixerindeki cdyi eliyle ileri geri sardırıyor. Lost’un yalama yapması bir nevi.
Başlıyoruz.
O eve yalnızca, her akşam elinde kırmızı balık kraker paketiyle beni karşılayan yaşlı adamı görmek için gidebilirdim. Beyaz sakallarıyla oynamak, buruşmuş ellerini daha bir buruşuk hale getirmek için çimdiklemek dahil çeşitli eylem planlarım vardı. Artık bu oyunlar için fazla yaşlıydım. Yaşlı adam da toprak zaten. İnsan oğlu çok acımasız. Daha dün sevmekten bahsederken, sırf nefes almıyor diye bir insanı soğuk toprağın altına gömüp sonra da hayatına devam edebiliyor. Gülebiliyor. Unuttukları için yakınmıyorlar mı bir de! Peh.
Her şeyi unutmalıydım. O eve gidemezdim. Daha uzak olmalıydı. Deniz olmalıydı. Betonarme halini affettirecek ahşap merdivenli iki katlı bu evin balkonunu seçmem işte bunun içindi. Akşamları ışık saçan gemileri izleyip yaşamadığım aşk acılarından bahseden şarkılarla hüzünlenebilirdim. Hissediyorum kokuyu. Saman kağıdından kitaplarla dolu bir kütüphane serpiştirilmiş doğaya.
Eski ve güzel gece. İkna et beni. Seni yazayım.
6 comments