Ohalde.net

Ve Dünyanın Karanlık Yüzünde – III

Posted in hikaye by Esra Mercan on Nisan 24, 2009

vdky3_ohaldeOrada iki adam, biri hayli eskimiş, biri fazlasıyla gecikmiş iki adam öylece duruyor. Bahçenin altın çerçeveli aynasından seken ışıklar gözlerinden geçerken düşünceleriyle birbirlerine fısıldamaya çalışan iki adam, bakışmadan yenişmeye gayretle, sözde bir cinnet hatırasıyla, (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:,

Ve Dünyanın Karanlık Yüzünde – II

Posted in hikaye by Gürkan Gür on Nisan 23, 2009

vdky2_ohaldeBir otobüs terminalindeyim. Öğlen vakti. Hava sıcak. Peronların önünde titreşe titreşe bekleyen kalabalığın ortasında bir yerlerdeyim. Havada mazot, ter ve sigara kokuları. Tepsilerinde taşıdıkları termoslarıyla plastik bardaklarını insanların gözlerinin içine sokmak istermişçesine bağıra çağıra dolaşan çaycılar var. (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , ,

İçli köfte getirdim yer misin Max?

Posted in sıkıntı, yemek by Esra Mercan on Nisan 22, 2009

img_0831Bilgisayar oyunlarıyla yüz göz olmamaya çalışırım. Beni ele geçiremesinler diye sürekli mesafeliyimdir. Lakin (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , ,

Paslı

Posted in sıkıntı by Esra Mercan on Nisan 22, 2009

Siyah pamuktan bulutlarla kaplı pembe duvarda, ki siz küflü dersiniz ona, kavak ağacının ıslak dallarından kaçan ışık huzmeleri, post modern danslara benzer bir seçki sunuyor. Gölgeden yaprak kalıplarına kontur çekiyor gözlerim. Sırtımda çivi yarıkları, yerlere akan kanım.
Dayan, diyor. Gücüm yok.

(daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , ,

Balkon

Posted in hikaye by Gürkan Gür on Nisan 21, 2009

Sıcaktı. Ağustos’un ortasıydı. Balkon demirlerinin arasına gerilmiş tente en son iki buçuk saat evvel şöyle bir kıpırdanmıştı. Çevresindeki her şey sarı sarı tütmeye başlamışken o, balkona attığı sandalyenin üzerinde kıpırdamadan oturuyor, birkaç metre ilerisindeki apartmanın sıvası dökülmüş duvarına acemi bir sokak sanatçısı tarafından karalanmış yazının ne anlatmaya çalıştığını sökmek için çabalıyordu. (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:

T.S.M

Posted in efkar, tsm, şarkı by Esra Mercan on Nisan 21, 2009
Şununla etiketlendi:, ,

Olağanüstü hal bölgesinden bildiriyorum!

Posted in sıkıntı by Esra Mercan on Nisan 21, 2009

Müzmin ve Müflis Hayalperestler Ordusu Haber Ajansı basılırken ben de oradaydım. Pembe postallarımı umut kıvılcımlarıyla cilalarken bir önceki gün gördüğüm rüyayı hayra yormaya çabalıyordum. (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , , , ,

MMHOHA Baskını

Posted in sıkıntı by Onur Erbaş on Nisan 20, 2009

Müzmin ve Müflis Hayalperestler Ordusu Haber Ajansı, ani bir sabah baskınıyla çalkalandı. (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , ,

Kol basmasın artık.

Posted in sıkıntı by Esra Mercan on Nisan 20, 2009

Onlarla ilk karşılaştığımda, apartmanın önünde doksanlı yılların disko figürleri, hiphop ve  Silifke’nin yoğurdu benzeri bir halk oyununun karışımı olduğunu sandığım bazı hareketlerle çoşmaktaydılar. O zamanlar anlam verememiştim. Gençler, Karadenizliler, eğlenmeye gelmişler diye pek de önemsemedim. Acaba folklorumuz yeni eğilimler içine mi girmişti? Bir devrim mi başlamıştı?   (daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, ,

Orada Olmayan Ben

Posted in sıkıntı by Esra Mercan on Nisan 20, 2009

evoBu periyot ne zaman bitecek bilmiyorum. Basketbolcuymuşum, sanki oyunuma bug girmiş, steps halinde yakalanmışım. Hep aynı şey oluyor. Tam sayıyı atacakken çalınan düdüğün sesi. Kanguru vaziyetinden homo sapiens sapien’e geçer gibi oluyorum, hoop başa.  Dj mixerindeki cdyi eliyle ileri geri sardırıyor. Lost’un yalama yapması bir nevi.

(daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , , ,

Köfte Yatağında Siesta Yapan Ispanaklı Çanak

Posted in top, yemek by Esra Mercan on Nisan 19, 2009

çkSanat algım değişik çalışıyor. Sabah kestiğim domatese hayran kaldım mesela. Canım domates. Renk tonu deryasından çıkan lezzeti yeterince tatmin edici olmasa da kahvaltımdaki envai çeşit peynirin kavalyesi olması açısından vazgeçilmezim kendileri. Domatesin dominant bir cinsiyeti varsa o da erkektir bana göre, o açıdan. Yani eğer bir domates güzeli seçilecekse kesinlikle erkek olmalıdır!

(daha fazla…)

Şununla etiketlendi:, , ,

Başlıyoruz.

Posted in sıkıntı by Esra Mercan on Nisan 18, 2009

O eve yalnızca, her akşam elinde kırmızı balık kraker paketiyle beni karşılayan yaşlı adamı görmek için gidebilirdim. Beyaz sakallarıyla oynamak, buruşmuş ellerini daha bir buruşuk hale getirmek için çimdiklemek dahil çeşitli eylem planlarım vardı. Artık bu oyunlar için fazla yaşlıydım. Yaşlı adam da toprak zaten.  İnsan oğlu çok acımasız. Daha dün sevmekten bahsederken, sırf nefes almıyor diye bir insanı soğuk toprağın altına gömüp sonra da hayatına devam edebiliyor. Gülebiliyor. Unuttukları için yakınmıyorlar mı bir de! Peh.

Her şeyi unutmalıydım. O eve gidemezdim. Daha uzak olmalıydı. Deniz olmalıydı.  Betonarme halini affettirecek ahşap merdivenli iki katlı bu evin balkonunu seçmem işte bunun içindi. Akşamları ışık saçan gemileri izleyip yaşamadığım aşk acılarından bahseden şarkılarla hüzünlenebilirdim. Hissediyorum kokuyu. Saman kağıdından kitaplarla dolu bir kütüphane serpiştirilmiş doğaya.

Eski ve güzel gece. İkna et beni. Seni yazayım.  

 

 

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.